ÇOCUKLARIMIZIN EĞİTİMİNİ HEMEN DÜZENLEMELİYİZ

Zekanın bir sürü türevi vardır. Kimi öğrenci müziğe, kimi öğrenci resim yapmaya, kimi öğrenci spora, dansa, matematiğe, fiziğe yeteneklidir. Kimi öğrenci işitsel öğrenir, kimi öğrenci kinestetik, kimi öğrenci görsel öğrenir. Öğrenme yöntemi insanın bir kusuru değil, değiştirilemez bir algısıdır.

Hala anlamış değilim! Bana biri anlatsın... Neden bu ülkedeki eğitim sistemi genel olarak işitseldir???

Türk öğrencileri neden Ankara' dan belirlenen genel bir ders programına, sanki hepsi işitsel zekalıymış gibi mecbur kılınmaktadır? Devletimiz Osmanlı' dan bu yana hepimizin zekası sanki 110, hepimiz sanki aynı türde öğrenciymişiz gibi, hepimize aynı yöntemi benimsetme çabasında, kitaplarınız budur, ders programlarınız buradadır, hiçbiriniz farklı değilsiniz demektedir.
Oysa her öğrenci bir başka özeldir ve farklıdır...
Mesele - “Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz…” - meselesi olmalıdır.
Herkesi aynı türde eğitmek, aynı insan biçimi yetiştirmek, sen Türksün, sen Sunnisin, sen Alevisin, sen Milliyetçi, sen Muhafazakar... şeklinde karınca sürülerinden oluşan kapalı bir kutu olmaktır. Bu globalleşmeye ve uluslararası başarıya ulaşmak adına tamı tamamına zıttır. 
Türkiye Cumhuriyeti farklı düşünen, kendisini farklı hisseden üstün yetenekli çocuklara ne yapmalıdır?  
Tam 150 yıldır Türk toplumu olarak tek bir seçenekte çocuklarımızın tek tip eğitimle eğitiyor ve onları hayata hazırlıyoruz. Biz gelişmek istiyor muyuz? Esas sorulması gereken soru buysa -evet istiyorsak- öğrencilerimize özel ve önemli olduklarını onlara hissettirmeyerek, bu işi nasıl başaracağız? 
Çocuklarımıza: 
"Hergele, çok zeki ama okumuyor, ders çalışmayı sevmiyor, aklı fikri bilgisayar oyununda, aklı fikri resim çizmekte, aklı fikri topta..." diye hakaretler ediyoruz. Onlardan resime karşı yeteneği olup matematik sorusu çözemeyeni, müziğe karşı yeteneği olup fen sorusunu yapamayanı neden dışlıyoruz.? Neden bilgisayara meraklı çocuğa bilgisayar başında bütün gün oturuyor diye hakaret etmek yerine onu bir programcılığa sevk edemiyoruz.???
Biz kimi yetiştiriyoruz? Türk eğitim sistemi -M.E.B- herkesi aynı fabrikanın aynı T.E.O.G. presinde basılan aynı çocukları şeklinde imal etmek istiyorsa ben bilemem!
Benim bildiğim geleceğin hızlı ve değişken olduğu ve dahi bu eğitim sisteminin 20. yüzyılda kaldığıdır. 21. yüzyıla yetişmek istiyorsak; Finlandiya' ya uymalı ve hemen, hiç düşünmeden sistemi 0' dan kurmamız gerektiğidir...

Finlandiya eğitim sistemini incelemek için linke tıklayınız. 


Eğitim hakkında neler yapılabilir, neler değişebilir, neler olmalı ve olmamalı şeklinde yorumlarınız olursa sevinirim. Daha fazla kişiye ulaşmak için makalemi paylaşırsanız sevinirim. :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÇALIŞANLA ÇALIŞMAYANIN, BAŞARILI OLANLA OLMAYANIN AYNI MAAŞI ALDIĞI HİÇBİR İŞ BAŞARI GETİRMEZ!

MATEMATİK VE MENTALİTE

TEMEL ORTAOKUL VE DÖNÜŞÜM LİSELERİ